3402 Sayılı Kadastro Kanunu ve Mülkiyet Güvenliği
Kadastro Davası ve Sınır İhtilafları Çözüm Merkezi
“Sınır düzeltmelerinden kadastro öncesi hak sahipliğine, teknik ölçüm hatalarından zilyetlik tespitine kadar mülkiyetin temelini savunuyoruz.”
Kadastro Davası: Tespit İtirazı ve Mülkiyet Hakkının İhyası
Kadastro, bir taşınmazın sınırlarının ve üzerindeki hak sahipliğinin devlet eliyle resmileştirilmesi sürecidir. Ancak bu süreçte yapılan hatalı ölçümler, yerel bilirkişilerin yanlış beyanları veya kadastro teknisyenlerinin teknik veri eksikliği, gerçek hak sahiplerinin mağduriyetine yol açabilir. Kadastro Davası, yalnızca bir sınır uyuşmazlığı değil; nesiller boyu süregelen mülkiyet haklarının korunması mücadelesidir. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu kapsamında, askı ilan süresi içinde yapılan itirazlar ile kesinleşmiş kadastroya karşı açılan tapu iptal ve tescil davaları arasındaki fark doğru yönetilmelidir. Alternatif Hukuk; eski tapu kayıtları, hava fotoğrafları, vergi kayıtları ve yerel bilirkişi beyanlarını birlikte değerlendirerek mülkiyet haklarının korunmasına yönelik hukuki süreçleri yürütür. Kadastro Davası için 10 yıllık hak düşürücü süre kritik önemdedir. Miras Hukuku ve Tazminat Hukuku ile birlikte yürüyen teknik gayrimenkul davalarından biridir.
Kadastro Davası: Zilyetlik ve Hak Sahipliği
Tapuda kayıtlı olmayan bir yerin kadastro sırasında başkası adına tespit edilmesi, mülkiyet hakkının özüne müdahale oluşturabilir. Kadastro Davası kapsamında, taşınmazı nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla kullanma esasına dayanan zilyetlik hükümleri önem kazanır. Eklemeli zilyetlik sürelerinin hesabı, yerel bilirkişi tanıklıkları ve arazinin kullanım niteliğinin tespiti davanın temel unsurları arasında yer alır.
Kadastro Davası: Teknik Ölçüm ve Sınır Düzeltme
Eski dönem paftaları ile modern ölçüm teknikleri arasındaki uyuşmazlıklar sayısallaştırma süreçleriyle giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu süreçte komşu parsellerin sınırlarının birbirine girmesi, koordinat kaymaları ve yüzölçümü hataları yaşanabilir. Kadastro Davası ve sınır itirazlarında harita mühendisleriyle koordineli değerlendirme yapılarak tecavüzlü alanların tespiti ve sınırların gerçek duruma uygun hale getirilmesi hedeflenir.
Kurucu Avukat
Av. Berkan Görceğiz
Kurucu Avukat
Av. Turkay Karatas
Kadastro Davası: Hak Düşürücü Süreler ve İptal Süreçleri
Kadastro tutanakları kesinleştiği andan itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre başlar. Bu süre geçtikten sonra, kadastro öncesi sebeplere dayanarak tapu iptal ve tescil davası açmak kural olarak mümkün değildir. Ancak kamu orta malı, orman sahası veya özel hukuki istisnalar gibi farklı değerlendirme gerektiren durumlar bulunabilir. Kadastro Davası sürecinde taşınmazın orman tahdidinde kalıp kalmadığı, miktar fazlasının hazine adına tescil edilip edilmediği ve kadastro tutanağının dayandığı belgelerin geçerliliği mahkeme değerlendirmesinde belirleyici olabilir.
Kadastro Davası: Eski Tapu Kayıtları ve Arşiv Taramaları
Birçok Kadastro Davası dosyasında, mülkiyetin kökeni eski tarihli kayıtlara dayanır. Vakıf kayıtları, zabıt kayıtları ve eski tapu belgeleri üzerinden hak iddiası, hem tarihsel hem de hukuki araştırma gerektirir. Mahkemeye sunulacak kök kayıtların tercümesi, hudutlarının günümüzdeki karşılıklarının zemine uygulanması ve bilirkişi raporlarıyla eşleştirilmesi profesyonel takip gerektirir. Alternatif Hukuk, arşiv taramalarından çıkan sonuçları fen bilirkişilerinin raporlarıyla birlikte değerlendirerek mülkiyet zincirinin sağlıklı biçimde ortaya konulmasına destek sağlar.
Kadastro Davası Teknik Bilgi Bankası
Kadastro tutanağı düzenlendikten sonra askı ilanı süresi (30 gün) içinde Kadastro Müdürlüğü’ne veya Kadastro Mahkemesi’ne dava yoluyla itiraz edilebilir. Kadastro Davası için süre kritiktir.
Kadastro kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali davası açılamaz. Bu süre geçince hak araması sadece kadastro sonrası nedenlere dayanabilir.
Eski tapular, vergi kayıtları, hava fotoğrafları (ortofoto), yerel bilirkişi tanıklıkları ve fen mühendisi ölçümleri Kadastro Davası için en güçlü delillerdir.
Tapusuz yerlerde 20 yıl boyunca nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullanım, kadastro sırasında adınıza tescil hakkı doğurabilir (miktara bağlı limitlerle).
Eski paftaların modern ölçüm teknikleriyle yenilenmesidir. Bu süreçte sınır kayması yaşanırsa Kadastro Davası açılmalıdır.
Önce kadastro müdürlüğünden “aplikasyon” talep ederek sınırı belirlemeli, tecavüz kesinse Müdahalenin Men’i ve Kal (yıkım) davası açılmalıdır.
Taşınmazınız orman sınırları içine alınırsa tapu mülkiyeti sona erebilir. Ancak 2/B uygulamaları veya orman tahdidinin iptali Kadastro Davası ile hak geri alınabilir.
Meralar kamu orta malıdır, kural olarak zilyetlikle kazanılamaz ve şahıslar adına tescil edilemez.
Kadastro sırasında arazinin eski sahiplerini ve sınırlarını bilen, mahalle/köy sakinlerinden seçilen kişilerdir. Kadastro Davası beyanları kritiktir.
Taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde (Kadastro kesinleşmişse) veya Kadastro Mahkemesi’nde (Askı süresinde) açılır.
Evet, tescile esas kök kayıt olarak kabul edilir ancak kadastro sırasında zemine uygulanabilirliği Kadastro Davası ile denetlenir.
Basit yazım hataları 41. madde kapsamında düzeltilebilir ancak mülkiyet çekişmesi varsa mahkeme kararı şarttır.
Kadastroda sahipsiz veya mülkiyeti tartışmalı yerler genellikle Hazine adına tescil edilir; hak sahipleri Hazineye karşı Kadastro Davası açmalıdır.
Genel kural olarak davayı kaybeden taraf öder ancak kadastrodan kaynaklanan bazı teknik hatalarda mahkeme farklı takdirlerde bulunabilir.
Taşınmazın üzerindeki kısıtlamaları (haciz, ipotek) veya mülkiyet tartışmalarını gösterir; dikkatle incelenmelidir.
Eski pafta örnekleri ve teknik sınır belirleme işlemleri ile yolun aslında size ait olan parselden geçtiğini ispatlayabilirsiniz.
Geçit hakkı gibi irtifaklar kadastro tutanağının beyanlar hanesine işlenerek sürekliliği sağlanır.
Evet, tespit tarihindeki hak sahibi ölmüşse mirasçıları adına payları oranında tescil gerçekleştirilir.
Bir arazinin 20-30 yıl önceki halini kanıtladığı için zilyetlik ve sınır iddialarında en tarafsız teknik delildir.
Hissedarların adresi bulunamadığında gazete veya askı ilanıyla tebligat yapılır, bu süreçler Kadastro Davası için çok dikkatli takip edilmelidir.
Sınır işaretlerinin (taş, ağaç, duvar) hakim ve bilirkişiye yerinde gösterilmesi davanın kaderini belirler.
Kişi başına sulu arazide 40, kuru arazide 100 dönüme kadar senetsizden (zilyetlikle) tescil mümkündür.
Dava konusu yerin devri teknik olarak mümkündür ancak alıcı davadaki riski de devralmış olur.
İmar planları ve uygulama (18. madde) işlemleri işin içine girdiği için Kadastro Davası daha karmaşık bir idari ve hukuki süreç izlenir.
Çok zor. Hem harita mühendisliği bilgisini hem de ağır kadastro mevzuatını aynı anda yönetmek uzmanlık gerektirir.
Toprağınızın Geleceğini Teknik Güçle Savunun
Kadastro Davası hataları bir kez kesinleştiğinde telafisi yıllar süren bir sürece girer. Haklarınızın kaybolmaması için teknik ve hukuki analizi aynı anda sağlıyoruz.
SINIR ANALİZİ TALEP EDİN